21/5/2009 - Kalbindeki Sıcaklığa Düşür Beni...

Bu gece ; Yüreğime aralıksız batan sözlerinin acısıyla , öfkenin kuşatmasında yazıyorum ,sahipsiz kırılganlıklarımı… Beni Dinle/me… Ne öncesini,ne de söyleyeceklerimi ,bu defa dinle/me…
Sana doğru attığım her adımda, üstüme yıkılan duvarın altında kalmaktan, (ç)atışma içinde geçen dakikaların, gece boyu sinirini taşımaktan ,yoruldu ruhum… Oysa bu değildi ,içimde başlattığım seni kazanma savaşının sonu… Böyle olmamalıydı..
Ümitleri tükenmeye yüz tutmuş ses boğumlarından , çıkamıyor nefesim… İnadına zorluyorum onca haykırılmış sözlerin sonrasında tenimi… Oysa özgürlük vaad etmiştim sana,kendimi atarak zındanlara.. Zaman kıskaçlarını açmış yengeç gibi gelirken üstüme üstüme, Kekremsi bir rüyanın yorgun tadını yutkunuyorum, buruşturarak yüzümü…
Sessizliğin çığlıklarına düştüm… Ne yana baksam sen bakıyorsun Kirpiklerimin penceresinden… Şimdi hangi kuytunda susar avazım… yoruldum… Hiçbir hikayenin kahramanı olamayacak kadar uykum var… Başımı koyduğum yastıkta , yokluğundan olma koca boşluklara düşüyorum hızla…
Ey yaar !.. Gecenin yarısında ; Yine bağdaş kurmuş oturuyorsun kançanağı gözlerime… Kapak resminde idam ilmeği olan , yeşilimsi bir kitabın hüzün sarısı sayfalarında arıyorum, yankısı (ç)alınmış sesimi… Öykünüp ustama “sus(may)acak var “ diyorum,yakılmış sesimle… Sussam içimde (k)anarım seni…
Yine de sargısı boldur yaralarımın… Uzak şehir özlemleri sürtse de bedenimi, İnadına bekliyorum geleceğimi(zi)… Dört duvarımda yankılanan tüm acılarımı ve küflenmiş alışkanlıklarımı tek hamlede infaz edeceğim o gün…Bunu bil…
Yeter ki sen toplama valizini ve gitme… Bırak inadına dağınık kalsın kızıl saçların… Üzerine sinen ağırlıklarımla bu gece yarısı , Çatkapı arala acılarımı… Döndür beni yaşam(ın)a…Bak öl(m)üyorum işte…
İçimdeki sevinçlerin senli sebeplerini desteliyorum yüreğimde… Aşk’a beş kala sancılanıyorum yine,doğumsuz coğrafyalarda… Ah yaar!..Yüreğimdeki amansız savaşın, tenimde açtığı yaraları görmezden gelme.. “KALBİNDEKİ SICAKLIĞA DÜŞÜR BENİ” (D)üşüyorum...
H.KARADENİZ
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/5/2009 - ACIYI AŞKA YAMA YAPTIM....

Bitiyor zaman. Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor. Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler. Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi. Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim. Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren. Ömrümü ömrünün ardında sürüyen... Aynaları kırıldı mutluluğumun. Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum. Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum.
Hala üşüyorum... İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı. Sen oluyor nakışımın adı. Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz... Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum... Harf harf işlerken kelimelerimi, şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna. Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma.
Kapatıyorum gözlerimi. Hadi git yâr, geldiğin gibi. Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi. Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım? Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş? Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız? Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun? Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol? İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor.. Yamaçlarımda senli güzel düşerim var Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr
Bulamadım yâr. Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım. Ben acıyı aşka yama yaptım. Hafife almadım duyuları. Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı. Acıydı bildiğim aşkın ön adı. Hiçbir şehre sığmadı yüreğim. İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın. Ve sen düştün ben kanadım. Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım. Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı. Kelimeleri vurdum kumsallara. Canımı ağrıttım ardında. Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine. Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine? Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu?
Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git! Hadi git! Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım. Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda. Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim. Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında...
KAHRAMAN TAZEOĞLU
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/4/2009 - Gözlerinde Müebbeti istiyorum..

En acımasız mahkemelerde yargılasınlar beni. Bedenimden yüreğimi söküp Yüreğinde nefes almak olsun suçum.
Son isteğim; Darağacım, yıldızların düştüğü Saçlarının tellerinden örülsün. Yüreğinde ölmeyi istiyorum.
Baharları mevsimlerden çalıp Gözlerine doldurmakla suçlasınlar beni. İnfazım, gözyaşlarında son bulsun...
Çıplak yüreğime, Gözyaşlarının umut zincirlerini geçirsinler. Aldığım her nefes sevdana olsun.
Gözlerinin güneş gibi düştüğü Gönül mapusluğunda, Ömür boyu yüreğinin müebbetini istiyorum. Gülüşlerinde erimeyi istiyorum.
Yağmurların sadece gözyaşında saklı olduğu Güneşin, hep gülüşlerinde solduğu Bir ceza istiyorum. İnfazım, gözlerinde yavaş yavaş erimek olsun.
Avuçlarında solmayı diliyorum. Ömrümden vazgeçip, Senin gözlerine firardan yargılanayım. Susma hakkımı kullanıp, Gözlerinde müebbeti istiyorum.
ismail sarıgene
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/2/2009 - Hasretin Yanıyor Kirpiklerimde..

Hasretin Yanıyor Kirpiklerimde..
"Bir tebessüm kadar güzel, Nefesim kadar değerlisin..."
Karanlıkların içinden yüreğine sesleniyorum yine..Bir avuçlarımda yıldızlar, bir yanımda münzevi çığlıklar. Hasretin yanıyor kirpiklerimde.Sensizlikte yüreğim, bir yanı tutturulmuş aşk mektupları gibi kırgın, acıya diz çökmüş yıllar gibi hayata kırgın.. Oysa bir tutsan ellerimi, bir öpsen yüregimi, tüm düşlerimi baharlara kanatlanacak..Boşver aldırma bana, herşeye inat seni " sensizlikte bile seviyorum "
Biliyorum gözyaşlarımla sönecek yoklugunun alazları..Gözyaşlarını bulutlarla serme kirpiklerime, bırak hasretinle kavrulsun sensizligin tüm hücrelerini...Gece bitip perdelerin arasında gözlerine doğan gün ışığı gibi düşmek istiyorum yüreğine...
Senin sırtın biliyorum sert duvarları..Sıvası dökülmüş duvarlara yaslanıyorum sana yaslanır gibi. Ve titrak yüreğimle kurduğum tüm cümleler duvardan dönüyor .Ve karsımda senin icin topraga verdiğim cicegim... Gecenin karanlıgına inat seninle konusur gibi cicekle konusuyorum..Biliyorum sessiz ve derinden dinliyor beni...Senin gibi suskun ama gülümsedigini hissediyorum...Bazen babamdan kalan sigara paketlerine uzaniyor ellerim... Oysa ben sigara icmiyorum ki !....
Anlıyorum ki; sensizligi tütün sarar gibi cigerlerimde yakmak istiyor yüregim. Zulasında sakladığım ölümü soluyorum yoklugunun sindigi ayazlarda...Bir olsaydın yanımda, yıldızlarla Ay senin saçlarına dolardı... Susardım, senin gülüşlerin yüzümün cografyasına düştügünde..
Gecenin avuçlarında güller yolluyorum vakitli vakitsiz sana..Bazen ağlaşıyoruz İkindi yağmurlarıyla...Ben onlara senin gülüşlerini anlatıyorum, onlar ise bu imkansız sevdaya ağlıyorlar..Gözyaşlarımızı toplayıp kurak iklimlerde koşuyor gözbebeklerimiz... Bir kalem olsam, yetim çocukların yürekleriyle resmedilmiş utangaç yanaklarını bırakıyorum cemrelerin kirpiklerine... Bazen de gülüşlerini seriyorum kelebeklerin gözbebeklerine..Ve sen yaşarken uzaklarda, ben seni yaşıyorum suskunlugumda...Tek istediğim ; Ilık meltem olup bahar kokan saçlarına düşmek, yüreginde yanmış bir soluk olup dudaklarından toprağa süzülmek...
Gülümsediğinde, sulardan nice kuğular kanatlanır başka iklimlere..Soluk aldıgında nice ceylanlar ovalarıma iner..Gülistan yüreginde yaşarken, her kelimen bir ezgi olur dudaklarımda..Su diye düşlerini icerim sebillerden..Utanırım bazen, gözlerindeki nemli kirpikleri kurutamadigim icin... Üzülürüm inceden inceye, kapılarına bir gül tomurcugunda düsemedigim icin...Gelemesem de gözlerine, bir cemre olup ıslatamasam da ellerini; ben seninle yaşıyorum... Her soluk aldıgımda adına bir cicek ekiyorum gönül toprağıma...
Gül yüreklim, her nefesinle ben hayata tutunurum.Her gülüşünde ise acılarımı sararım rüzgarınların avuçlarında..Yüreğime iyi bak ne olur.. Aldığın her nefeste yeniden sana doğuyorum..
İsmail Sarıgene
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2008 - Sen Gittin Ben KaLdiM..
 Bir eline yüz üstülüğü, bir eline umursamazlığı alıp gözlerimden yok oluşunun yıl dönümü..Yüreğimdeki tüm ağrıları bu geceye topladım. Belkide çarptım hepsini tek tek..Üstelik hava da puslu yağdı yağacak..yüreğime mi?..gözlerime mi?..Her damlasında bilindik hüzün şarkıları..Hüznün şarkısı terk eder mi insanı?Umutlar terk eder de insanı yarınlarını hüzün terk etmez derler.Kör, sağır gecenin karanlığını bozan sessiz yıldız gibiyim..Uyanmalıyım hiç bilmediğim, dalmadığım derin uykumdan.....
Bütün keşkelerin yanıbaşındasın yıllardır.Seni bana anımsattıkları için ben keşkelerimden hiç vazgeçmiyorumki..Ne işime yaradığını bile bilmeden öylesine..Hangi yana baksam sensizliğim, sessizliğim kamçılıyor yüzümü..Yaralarımın sızısını keşkeli cümlelerin dindirmiyorken..Hayalin tüm netliğiyle karşımda gülümsüyor.....
Sen gittim sanıyordun içimde böyle çoğaldığını bilmiyordun ki!Merak etme tutkularım halâ yenilgilerime rağmen ayakta..Yokluğunda yaprak misali savrulurken beni bu rüzgardan kim koparabilir ki?
Üstelik her şey benimle kaldı.Sen yanımdayken gitmeyi başarabilirken..Ben sensizliğimdeki senimden hiç vazgeçmeyeceğim.....
Yaşam ıskalamayı affetmiyorsa..yaşamak cesaret ister öyle değil mi..?
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2008 - Sen Hangi Renktin..

Tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!
Siyahını çekmiştim üçbeş nöbetlerinin karşı kıyıya, hemen hemen her gece yaparım bunu. Günü teslim ettikçe düne, pembeleri solar çocukluğumun. Dibinde kırılganlıklarıyla birikir, yalnızlığımın cam askerleri.
Asılı kalır gözlerim yıldızlara... kaydıkça bilirim ki, izinde yaldızlanıp dağılır bir çaresizin daha sessiz harfleri.....
Büyüdükçe, beyaz düşler bıraktı içimdeki çocuk. Açıldıkça saçlarının örgüsü, kör düğüm oldu heveslerim. Tüm inandıklarım soluksuz!
Kalpten yağmur damlaları ve isminle gökkuşağını çizmiştim beyaz kağıtlara! Toprağa düştükçe ıslak renkleri, şiirler açardı yüreğimin arka bahçesinde.... rengarenk olurdu yaşam.....
Oysa şimdi !
Katili oldum papatyaların. Her yaprağında ayrılığın kan izleri kirletti mavi düş tarlamı. Sular çekildi gözlerimden. Sere serpe ölü çiçekler.
Teninin ateşine daldırıp kirpiklerimi, resmini çizerdim kızıl dokunuşlarının. Sen mi yanardın bende, yoksa ben mi kül olurdum teninde bilmiyorum. Renkleri yoktu bedenlerin, duvardaki sevişmelerde.....
Öğrendim ki, renk körüymüş aşk!
ne hayalleri beyaz, düşleri pembe.. ne umutları mavi, huzuru yeşil! arzuları da kırmızı değilmiş ki! beyazda başlayıp siyahta bitermiş aşk... belki de bu yüzdendir, anılardaki fotoğrafların çabuk solması......
Babamın kucağında oturduğum zamanlar ne olduğunu bilmediğim her şeye “baba mu ne? mu ne? mu? mu? ...” ve hangi rengi sorarlarsa sorsunlar, hepsine “layvicert” derdim. layvicert saçlı kız, layvicert ayakkabı, layvicert elma şekeri... tadını aldıkça kızardı dilim, ayaklarım tozlandı, layvicert saçlarını boyadım bebeklerimin banyo dolabındaki çamaşır suyuyla ve... bakıyorum da bilmediğim ne kadar az şey kalmış yaşanmışlıklarda.
Renkler, bana bakın! büyüyorum siz iç içe girdikçe... alacanızda yine de tutunuyorum hayata.....
Sezen’in sarı odalarında hüzün şarkılarını yakıyorum mum diplerinde... seni düşünüyorum, yine özledim!... yine, yine, yine!
Sen ki sakıncalı sevdam, sen ki yasaklım. Büyümemin en ağır cezasısın belki de,... razıyım. Sus! Çocuk ol yanımda, çığlıklarım zaten senden de, benden de büyük. Haykırmayacağım adını. Dokuz boğum yutkunarak koklamalıyım tenindeki yasak çiçekleri ve uyumalıyım.....
...uyumalıyım da, Kaçıncı uykusuzluğumdayım, bilmiyorum!
Karanlık, eflatun şalını çıkarmaya başladı el ele dolaştığımız sahilde. Ardın sıra kırılan ışıkları topladı ellerim gümüş tepsiye. Yaldız yaldız yalnızlık, yıldız yıldızdı gece... ve bittim.....
Siyahla beyazın farkı olmadığı saatlerde, kırmızı kostümünü çıkarıp aşkın, efkarımı tütsülemek için yaktım karanlığı. Eski bir tangonun ritmiyle, dört duvarın dipsiz köşelerinde ağını örüyorum yalnızlığın... An ile anılar arasında, her defasında, bir öncekini unutup başka sözler yazıyorum bu müziklere.... aşk şarkılarım, şiirlerim ve suskun hayalin kaldı bende.....
Mülteci kampındaki ölümle özgürlük arası çizgide sıkışandan farkım yok aslında. Çizgiyi geçerse ölüm, geçersem sensizlik... kalırsa işkence, kalırsam da sensizlik. İkisi de ölüm be... yokluğun ölüm.....
...uzak ülkelerde olmak isterdim şimdi, hiç bilmediğim insanlar arasında, avazım çıktığı kadar bağırmak seni sevdiğimi... kimsenin anlamadığı dilde. Sonra hırsız bir rüzgar yürütmeli sesimi, sabaha karşı pencerenden içeri bırakmalı... unuttuğun ninnileri mırıldanmalıyım sana güneşin sızlayan ışığında. Bugün göğsümde uyanır mısın? saçlarımdan toplar mısın yıldızları?
Ne çok şey sığdırdım ismine. Ne çok sevda, özlem ve onca kavga. Her şey sensin aslında. Ah bu şehir, bu sahil... her parmağının dokunuşu dipsiz kuyular açar da atar beni maviye. Saçlarımın dalgasında havalanır beyaz kelebekler. Tut, tut ki bahar sende kalsın, ben sende.
Sabaha çıkıyorum düşlerin yorgun renkleriyle. Yine yarım kalmış şiirler var yarına, yine sen dolu yaprakları dökecek zaman. Birikeceksin bende.
Karanlık gibi sarsam seni. Serilsem, sarılsam, sevişsem dizelerle, öyle bir şiir yazsam ki, hani o herkesin yazıp da yetmediği seni seviyorum’lar var ya, o bile şaşırsın. O kadar çok kullandık ki aslında, ondan mı yetmiyor sanki?
Kirpik altındaki kimsesiz sahillere bırakıyorum yaşlarımı. Esen onca mavisin bende, onca umut. Ah! bir de çıkmaza gitmese yollar. Hani akan suların toplansa coğrafyamın bakir kuyularında... konuşamıyorum!
Yorgunum!
Tüm sesleri kesildi, sesini kulağımda hissettiğimde. Bak! bir geldin arapsaçına döndü düşlerim. Ben alışkın değilim ki -seni seviyorum- diyen adamların gerçekliğine! Sen gerçeğimsin! belki de burada yanıltıyor beni aşk.....
Hafıza kaydımda ne varsa sildim, kim varsa zaten kendini sildi gittiğinde. Şimdi kaydını tutuyorum öpüşlerinin ve fısıldadığın şiirlerin. Söndürdün şehrin tüm ışıklarını, göz kapaklarımda! ...İşte şimdi yanımdasın. Bak, çekilirken gece, portakal çiçekleri koktu güneş. Duyuyor musun?
Renklerim, düşlerim yorgun Beyazdan çaldım gecemi Söylesene, senin ismin ne renkti?.. tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!
Karanlıktayım.....
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/4/2008 - BiR ÇIGLIKTI YALNIZLIGIM...

Konuşmak gerekir bazen,susmak artık çare değilse… Anlatmaya başlamalı bi yerden,en başta kendinden,
Başlıyorum öyleyse dur ve dinle;
Ardından değişti hayatım,bütün değişime mahkum hayatlar gibi,geceler değişti kara kuru oldu biraz daha çok acı verir oldu…mevsimim yıllardır sonbahar rengi soluk,yüreğim yorgun ayazda kalmış bi-çare donuk.
Aynı şarkılar farklı anlamlar kazandı,oysa şarkılar bu kadar içimi acıtmazdı,güneşi seven ben,ay ışığında aydınlatmaya çalıştım dünyamı ve yıldızlar başka türlü parladı gökyüzünde…yalnızlığımı anlatmak istercesine..
Ağır ağır çektim perdeleri Çekmeceye gizledim çocuksu sevinçleri Büyüdüm sanki harcadım yılları Umduğumdan olgun yaşadım ayrılığı Beyaz örtüler örttüm eşyaların üstüne Kapadım kapıları topladım anıları Döktüm denizlere
Ve sen hala varsın,gidip gelirsin içim de bir yerde ama hep aynı yerde… Payını almış olmalısın değişimden,
İlgili sen olmak üzere bir sözleşme hazırladım içimde, Sen aklıma gelecektin sadece,yüreğime uğramayacaktın, Düşünecektim ama dokunamayacaktım, Üzülecektim belki ama ağlamayacaktım… Öyle yaptım ve altına imzamı attım…
Ve sen tüm kuralları ihlal ettin,infaz ettin yüreğimi,sana gel dedim gelmedin…rahat bırak gecelerimi uykularımı böyle kabus olma,hala içimdesin gitmiyorsun,bit…bit lütfen…
Yar! Terk-i Diyar yollarında şimdi kalbim Tuzla buz oldum,incindim örselendim Elimde tek kalan darmadağın ümitlerim Başardın en sonunda Oldu bak istediğin Yaralı Hayallerim
Hep aynı olmak zorunda mı ayrılıklar,yalnızlığımın sesini kimse dinlemedi… Ben yalnızlığımı haykırdım ama kimse duymak istemedi…
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/3/2008 - BEN GELDiM SON KEZ ...
Senden vazgeçtiğimi görmen için.
Şarkıları nasıl öldürdüğümü bil istedim,
elimin asıl sahibine ulaştığını hisset,kahrol istedim..
Bu bahar tükenmene müsaitmiş meğer.
Geçkalmışlığın sükuneti buralarda bir yerde olmalı...
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razı değil, fuzuli..
Şu yaraların dili olsa da konuşsa.
Keşkelerin darbelerine rağmen sıkı sıkı sarıldığın..
Yanlışın, yanılışın.Böyle vuslat olmaz!
Yürekte koca bir darağcı,
elde avuç dolusu yarım yamalak bi sevda haritası,
ha bir de ruhta fire vermiş dikiş izleri..
Kirli bir sevdanın kara yazısısın üstelik!
Ama o şarkı hala aynı tatta acıtıyorsa,
hala aynı ahlar çırpınıyorsa dilimde,
ne ilk pişmanlığım,ne de son şiirim bu sana.
Biraz eksik,biraz fazlayım,yine de burdayım ...
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Son Yorumlar
süper biricikim biricik İnsaAllah .... slm ben biricik.. selam ben biricik... selam ben biricik... reklamlar FaRe İMLeCi
|